CEZA MUHAKEMESiNDE GEREKÇELİ KARAR HAKKI
İnsan anlamak ve anlaşılmak ister.
Yargılama makamının gerekçe gösterme yükümlülüğü de bu talebin hukuk dünyasındaki karşılığıdır. Mahkeme; tarafları dinlediğini, ortaya konulan delillere ve ileri sürülen argümanlara hakimiyetini ve uyuşmazlığı nasıl çözdüğünü denetlenebilir biçimde gerekçede ortaya koymaktadır.
Bu çalışmada adil yargılanma hakkının bu temel unsuru, akademi ve yargının bakış açısıyla çok yönlü bir biçimde ele alınmaktadır. Birinci bölümde gerekçenin işlevi ve varlık sebebi (raison d’être) ortaya konulmuştur. İkinci bölümde Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarında somutlaşan adil yargılanma hakkı güvenceleri ışığında, gerekçeli karar hakkının sağladığı teminatlar ele alınmıştır. Bu bölümde Anayasa Mahkemesi ve AİHM’in kararlarında, derece mahkemelerinin ortaya koyduğu gerekçelerin değerlendirildiği çok sayıda başvuru sistematik biçimde incelenmiştir.
Üçüncü bölüm gerekçeli karar hakkıyla CMK’nın ilişkisine ayrılmıştır. CMK uyarınca gerekçenin yazımına ilişkin esaslar her bir hüküm türü bakımından ele alınmış, Yargıtay kararı sistematik olarak metne işlenmiş, vicdani kanaatin oluşumunda gerekçenin işlevi, Cumhuriyet savcılığının ve savunmanın kaliteli bir gerekçeli karara katkısının önemi üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümde ise gerekçeli karar hakkına yönelik ihlal iddialarının kanun yollarında ve bireysel başvuruda ne şekilde denetleneceği tartışılmaktadır.
Türk hukuk sisteminde, adil yargılanma hakkına ilişkin en önemli yapısal sorunlardan biri gerekçeli karar hakkına yönelik ihlallerdir. Temel haklarla ilgili birçok sorunun kaynağında bu “gerekçesizlik hali” vardır. Dolayısıyla gerekçeli karar hakkı bir sebep değil sonuçtur.
Yazarlar bu çalışmada ilgilileri, gerekçeyi örmek için ipi iğneden geçirirken, sonuç değil sebep üzerine düşünmeye davet ediyorlar.











